Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Müge Ensari Özay, konut ve apartmanlarda gerçekleştirilen zararlı mücadelesi uygulamalarının sağlıklı ve güvenli bir şekilde yapılabilmesi için kritik faktörleri açıkladı. Özay, her böcek ilacının aynı düzeyde risk taşımadığını vurguladı.
Ürünün Özellikleri Riski Belirliyor
Doç. Dr. Müge Ensari Özay, bir “böcek ilacı” ifadesinin tek başına ürünün tehlike derecesini anlamaya yetmediğini belirtti. Özay'a göre, ev ve apartmanlardaki biyosidal uygulamalarda sağlık riski, kullanılan aktif maddenin toksisitesi, formülasyonu, dozu, uygulama yöntemi, ortamın hacmi ve havalandırma koşulları gibi birçok değişkene bağlıdır. Jel ve yem uygulamaları genellikle daha düşük risk taşırken, püskürtme, sisleme veya aerosol uygulamaları solunum yoluyla ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Özay, organofosfat ve karbamatların akut nörotoksisite açısından daha yüksek risk barındırdığını, piretroitlerin ise yüksek doz veya yoğun maruziyette zehirlenmeye neden olabileceğini ifade etti.
Gazla Mücadele En Yüksek Riskli Uygulama
En kritik ayrımın gazla mücadele ürünleri, yani fumigantlar olduğunu kaydeden Doç. Dr. Özay, alüminyum fosfit gibi ürünlerin nemle teması halinde zehirli fosfin gazı oluşturarak kapalı alanlarda yaşamı tehdit eden durumlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Bu nedenle ürünün aktif maddesi, formülasyonu, kullanım amacı ve ruhsatlı etiketteki uygulama koşullarının mutlaka bilinmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye'de halk sağlığı alanında biyosidal ürünlerle zararlılarla mücadele eden kişi veya kurumların Biyosidal Ürün Uygulama İzin Belgesi'ne sahip olması ve uygulamaların eğitimli personel tarafından yapılması yasal bir zorunluluktur.
Komşu Daireler de Tehlike Altında
Doç. Dr. Müge Ensari Özay, ilaçlama yapılan daire dışındaki kişilerin de kimyasallara maruz kalabileceğini belirterek, özellikle apartmanlarda bu riskin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Aerosol, sisleme veya gaz oluşturan ürünlerde, hava hareketleri, ortak havalandırma sistemleri, tesisat ve elektrik şaftları, asansör ve merdiven boşlukları gibi yollarla kimyasalların komşu dairelere yayılabileceğini açıkladı. Yayılımın, ürünün fiziksel özellikleri, partikül veya gaz boyutu, uygulama basıncı ve bina içerisindeki hava akımları gibi faktörlere bağlı olduğunu ekledi. Özay, sadece ilaçlanan dairenin kapısını kapatmanın yeterli bir izolasyon yöntemi olmadığını, kapsamlı uygulamalarda komşu dairelerin ve ortak alanların da risk değerlendirmesine dahil edilmesi ve güvenli yeniden giriş koşullarının sağlanması gerektiğini vurguladı. Gazla mücadele uygulamalarında ise sadece belirli bir süre beklemenin yeterli olmayabileceğini, ürünün ruhsatlı kullanım talimatları ve ortam ölçümlerinin esas alınması gerektiğini hatırlattı.
Bilgilendirme ve Yetki Sorgulama Şart
Apartman sakinlerinin ilaçlamadan önce bilgilendirilmesinin temel bir güvenlik önlemi olduğunu belirten Doç. Dr. Özay, özellikle püskürtme, ULV, sisleme veya gaz oluşturan uygulamalarda bina sakinlerine kullanılacak ürün, uygulama yöntemi, etkilenecek alanlar, boşaltma süresi ve yeniden giriş koşulları hakkında bilgi verilmesi gerektiğini dile getirdi. Uygulama sırasında ise alanın erişime kapatılması, ortak havalandırma sistemlerinin izole edilmesi ve çalışanların kişisel koruyucu donanım kullanması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, her ilaçlama sonrası iki saat havalandırma gibi genel bir sürenin doğru olmadığını, ürünün ruhsatlı etiketi ve güvenlik bilgi formundaki spesifik koşullara uyulması gerektiğini kaydetti.
Vatandaşların ilaçlama yaptırmadan önce firmanın yetkisini sorgulaması gerektiğini belirten Doç. Dr. Özay, firmanın Biyosidal Ürün Uygulama İzin Belgesi'nin İl Sağlık Müdürlüğü üzerinden doğrulanabileceğini söyledi. Uygulamayı gerçekleştirecek kişinin de gerekli uygulayıcı sertifikasına sahip olması gerektiğini vurguladı. Özay, vatandaşların uygulama öncesinde ürünün ticari adını, aktif maddesini, Bakanlık ruhsat bilgisini, onaylı etiketini, Güvenlik Bilgi Formunu, uygulama yöntemini, miktarını ve yeniden giriş süresini yazılı olarak istemesi gerektiğini belirtti. Firmanın 'gizli formül' veya 'ruhsata gerek yok' gibi gerekçelerle ürün bilgisi vermemesinin önemli bir güvenlik uyarısı olduğunu ekledi. Profesyonel uygulamalarda ürünün ne olduğu, nerede ve hangi dozda kullanıldığı ve uygulamayı kimin yaptığının izlenebilir olması gerektiğini ifade etti.




