Türk otobüs sektörünün 17 yıldır kesintisiz lideri Otokar, elektrikli ve otonom araç yelpazesiyle Avrupa'daki etkinliğini artırıyor. Şirketin tam elektrikli ve otonom otobüsü e-Centro, Avusturya'nın önde gelen toplu taşıma firmalarından ÖBB Postbus tarafından deneme amaçlı olarak kullanılmaya başlandı.
Seviye 4 otonom sürüş teknolojisiyle donatılmış bu özel araç, ilk olarak European Forum Alpbach 2026'da yolcu taşımacılığında görev alacak, ardından Wolfurt'ta düzenli seferlere başlayacak. Koç Topluluğu bünyesinde 100. yılını kutlayan Otokar, yenilikçi ve çevre dostu araçlarıyla Avrupa pazarındaki konumunu güçlendirmeye devam ediyor. Avusturya'nın önde gelen toplu taşıma işletmecisi ÖBB Postbus, Seviye 4 standartlarında tam otonom sürüş kabiliyetine sahip elektrikli otobüs pilot projesi için teknoloji partneri olarak Otokar'ı seçti. Sürücü müdahalesine gerek duymadan çalışabilen Otokar otonom e-Centro, Viyana'da düzenlenen bir basın toplantısıyla kamuoyuna tanıtıldı. Otokar'ın elektrikli ve otonom aracı e-Centro, 4 Eylül'e kadar European Forum Alpbach 2026 kapsamında belirlenen güzergahta test edilecek. Pilot uygulamanın tamamlanmasının ardından araç, Wolfurt Kampüsü'nde tarifeli seferlerde hizmet verecek.
Toplu Taşımada Büyük Potansiyel
Avusturya Federal Bakanı Peter Hanke, otonom araçların ülkenin iş ve inovasyon merkezi olma hedefi açısından önemine değinerek, "Otonom araçlar, daha modern, daha güvenli ve daha verimli bir ulaşım sisteminin önemli bir unsuru olmasının yanı sıra, Avusturya'nın iş ve inovasyon merkezi olarak büyük bir fırsat sunuyor. Özellikle toplu taşımada büyük bir potansiyel görüyorum. Otonom otobüsler, ilk ve son kilometre bağlantılarında, kırsal bölgelerde veya geleneksel tarifeli seferlerin zorlaştığı saatlerde mevcut hizmetleri tamamlayabilir ve genişletebilir. Avusturya bu gelişmeyi sadece izlemekle kalmamalı, aktif olarak şekillendirmeli, katma değeri ülkede tutmalı ve ülkedeki bilgi birikimini uluslararası alanda görünür kılmalı" ifadelerini kullandı. ÖBB Postbus, otonom sürüş teknolojisini toplu taşımanın geleceği açısından kritik bir teknoloji olarak değerlendiriyor. Proje kapsamında otonom mobilitenin bölgesel ulaşım hizmetlerini nasıl tamamlayıp güçlendirebileceği gerçek işletme koşullarında sınanacak. Gelecekte otonom otobüslerin ilk ve son kilometre bağlantılarında, kırsal bölgelerde ve geleneksel tarifeli seferlerin işletilmesinin zor olduğu zamanlarda toplu taşıma hizmetlerini desteklemesi hedefleniyor. ÖBB CEO'su Andreas Matthä, otonom sürüşün artık bir gelecek vizyonu olmaktan çıktığını vurgulayarak, "Otonom sürüş artık sadece bir gelecek vizyonu olmaktan çıktı, toplu taşıma için büyük potansiyel taşıyan bir teknolojiye dönüştü. Amacımız bu gelişmeyi aktif olarak şekillendirmek ve erken aşamada deneyim kazanmak. Bu sayede yeni teknolojileri sorumlu bir şekilde kullanmanın temelini atıyor ve uzun vadede yolculara daha iyi mobilite hizmetleri sunuyoruz" açıklamasında bulundu.
Uçtan Uca Otonom Çözüm ve Kanıtlanmış Başarı
Toplantıda Otokar'ın otonom ulaşım alanındaki çalışmalarını değerlendiren Otokar Ticari Araçlar Lideri Kerem Erman, "Uzun yıllardır toplu taşımanın geleceğini şekillendirecek otonom araç teknolojilerine önemli yatırım yapıyoruz. Bugün Avusturya’da tanıtılan otonom e-Centro, sahip olduğu özelliklerle yenilikçi bir aracın çok ötesinde. Otokar'ın kendi mühendislik birikimine ve özgün yazılımına dayanan, en yüksek uluslararası standartlara göre doğrulanmış, uçtan uca hazır bir otonom toplu taşıma çözümü" şeklinde konuştu. Otokar'ın tamamen elektrikli otonom aracı e-Centro, Seviye 4 otonom sürüş teknolojisiyle belirlenen operasyonel alan içinde sürücüye ihtiyaç duymadan hareket edebiliyor. Avusturya'da test edilen araç, ülkenin mevzuatı gereği eğitimli bir güvenlik sürücüsü eşliğinde kullanılacak. 32 yolcuya kadar kapasite sunan Otokar e-Centro, alçak tabanlı gövde tasarımı ve tekerlekli sandalye rampasıyla engelsiz erişim sağlıyor. Toplu taşımada otonom kullanımında güçlü bir deneyime sahip olan Otokar, e-Centro'yu halihazırda Madrid'de kullanıyor. Madrid'deki uygulamadan elde edilen deneyimlerin Avusturya'daki projeye aktarılması planlanıyor.




