Erzurum Konfederasyonu (ERKON) tarafından İstanbul Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi'nde düzenlenen Erzurum Tanıtım Günleri, kültürel ve edebi bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Bu etkinlikte, yazar Mehmet Dağıstanlı'nın kitapları okuyucuların yoğun ilgisiyle karşılaştı ve etkinliğin en akılda kalıcı anlarından biri olarak öne çıktı.
Vehip Atalay Kültürsarayı standı, Türk basınının ve edebiyat dünyasının önemli isimlerini bir araya getirdi. Araştırmacı-yazar ve gazeteci Mehmet Dağıstanlı, Erzurum'un yakın tarihi, Milli Mücadele dönemi ve sosyolojik yapısını ele alan eserlerini Gazeteci Ekonomist Ahmet Kaplan'a anlattı. Dağıstanlı, Erzurum'u sadece bir coğrafya olarak değil, Türkiye'nin direniş ve kültürel varoluşunun temel taşlarından biri olarak tanımlayarak, imza gününde okurlarıyla buluştu.
Toplumsal Hafızanın İzleri: Yanıkdere ve Kara Fatma
Mehmet Dağıstanlı, Doğu Cephesi ve Milli Mücadele'nin dönüm noktalarını, acılarını ve kahramanlıklarını işlediği eserlerinin yazım süreçlerini Ahmet Kaplan ile paylaştı. Bu buluşmada öne çıkan eserler arasında "Yanıkdere" ve "Kara Fatma" yer aldı. "Yanıkdere", Ermeni mezaliminin şehir üzerindeki derin etkilerini, "Kara Fatma" ise Kurtuluş Savaşı'nın kadın kahramanının destansı mücadelesini ele alarak tarihi gerçekleri gözler önüne serdi.
Yazarın "Babam Nevruz'da Gelmedi" ve "Gazi İlkokulu" adlı eserleri ise şehrin sosyal dokusunu, bireysel yaşam öykülerini ve eğitim tarihindeki köklü geçmişini yansıtıyor. Bu kitaplar, Erzurum'un toplumsal hafızasının haritası niteliğini taşıyor.
Ahmet Kaplan: "Bu Eserler Ulusal Kültür Mirasımızdır"
Görüşme sırasında Dağıstanlı'nın eserlerini dikkatle inceleyen Gazeteci Ekonomist Ahmet Kaplan, yerel tarihin edebi bir üslupla kaleme alınmasının önemine vurgu yaptı. Kaplan, değerlendirmesinde şunları ifade etti: "Erzurum'un stratejik, tarihi ve sosyo-ekonomik derinliğini bu denli nitelikli eserlerle geleceğe taşımak, yalnızca bir şehre değil, tüm ulusal kültür mirasımıza yapılmış en büyük hizmettir. Mehmet Dağıstanlı gibi hayatını bu toprakların değerlerini anlatmaya adamış kalemlerin varlığı, hem medyamız hem de edebiyat dünyamız için büyük bir şanstır. Bu kitaplar, geçmişin sesini günümüz nesillerine aktaran birer hafıza köprüsü işlevi görüyor."




