Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı: İletişimin Yüzyılı” temasıyla Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından ATO Congressium’da düzenlenen 2. İletişim Şûrası’nın açılışına katıldı. Konuşmasına, İsrail’in Gazze’de şehit ettiği medya mensupları başta olmak üzere, görevleri başında hayatını kaybeden tüm basın çalışanlarını anarak başlayan Erdoğan, bu önemli etkinliğin ülke ve iletişim camiası için hayırlı olmasını diledi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve ekibini bu anlamlı organizasyon için tebrik etti.

23 Yıl Sonra İkinci Şûra

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki gün sürecek olan Şûra’ya katkı sunan kurum ve kuruluşlara, üniversite yöneticilerine ve akademisyenlere teşekkürlerini iletti. 23 yıl önce, 2003’te düzenlenen ilk İletişim Şûrası’nın, internetin yaygınlaşmasıyla değişen medya yapısına yönelik verimli tartışmalara zemin hazırladığını hatırlattı. Sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirecek, değişen koşullar karşısında iletişim ekosistemine yeni bir bakış açısı sunacak kapsamlı bir toplantıya uzun süredir ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Bu doğrultuda, geçen sene Şûra’nın hazırlık çalışmalarına başlandığını ve 1,5 yıllık yoğun bir mesai takvimiyle çalıştaylar ve diğer etkinlikler aracılığıyla çalışmaların tamamlandığını ifade etti. Kamu kurumları, üniversiteler, medya ve sivil toplum kuruluşları ile özel sektörden oluşan iletişim camiasının tüm aktörlerinin bu süreçte aktif rol aldığını vurguladı. Alanında uzman 425 ismin, 16 ayrı çalışma grubunda özveriyle çalışarak güncel meselelere yeni ve etkili çözüm önerileri sunduğunu dile getirdi.

Erdoğan, kamu diplomasisinden yapay zekaya, dezenformasyonla mücadeleden afet ve kriz iletişimine, haber üretiminden iletişim hukuku ve dijital platformlara kadar iletişim alanındaki tüm alt başlıkların ele alındığı oturumları son derece değerli bulduğunu belirtti. Özgün ve yenilikçi fikirleriyle Şûra’nın içeriğini zenginleştiren gençlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı, “Şûra’nın, gerek zengin katılımcı profili gerekse güçlü muhtevası itibarıyla, eksikliğini çokça hissettiğimiz bir alanda önemli bir boşluğu dolduracağına yürekten inanıyorum. Ortak aklın ürünü olan buradaki tespitler, raporlar, tebliğler ve yarın yayımlanacak sonuç bildirgesi, öyle ümit ediyorum ki Türkiye’nin gelecek vizyonunu şekillendirecek, ülkemizin ulusal ve uluslararası iletişim kapasitesini inşallah daha da güçlendirecektir” şeklinde konuştu.

Dezenformasyon: Asimetrik Bir Tehdit

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iletişim bilimlerinde sıkça atıf yapılan “aracın mesajın kendisi olduğu” ilkesine değinerek, bilgiye erişimin hızlandığı ve yaygınlaştığı dinamik bir dönemde olduğumuza dikkat çekti. Uydu ve haberleşme teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde, dünyanın bir ucundaki olayın saniyeler içinde milyarlarca insana ulaştığını belirtti. Yeni medya araçları ve dijital platformların bilginin üretim ve dolaşım hızını önemli ölçüde artırdığını, eskiden günler süren işlerin artık dakikalar içinde halledilebildiğini ifade etti. Özellikle yapay zeka modellerinin devreye girmesiyle eğitimden medyaya, ulaşımdan ticarete, sağlıktan tarıma kadar her alanda bu teknolojilerin avantajlarından maksimum düzeyde faydalanıldığını söyledi. Ancak, bu teknolojilerin merkezinde yer alan bilgi ve enformasyonun, aynı zamanda düşünme ve olayları ele alma biçimlerini de etkileyerek giderek büyüyen bir tehlikeyi ortaya çıkardığını vurguladı. Sosyal medya mecralarının, hangi konunun üzerinde ne kadar durulacağını, meseleye nasıl yaklaşılacağını ve hatta hangi tepkilerin verileceğini ciddi oranda belirlediğini dile getirdi. Bu durumun sadece bugünü değil, geçmişi de tahrif ederek, muhayyel bir tarih ve derinliksiz bir kimlik inşa etme riski taşıdığını ifade etti. Dolayısıyla bu yeni ortamın, bireysel plandan toplumsal ölçeğe, psikolojik ve sosyolojik etkileriyle hem değerleri hem de kültürü tahrip etme riski taşıdığını belirtti.

Bugün olgu ve algı arasındaki makasın giderek açıldığını, kitlelerin “algoritma faşizmi” olarak adlandırılan bir cendereye sıkıştırılmaya çalışıldığını dile getiren Erdoğan, bu süreçte en fazla zarar gören kavramın ise hakikat olduğunu söyledi. İletişimin temel amacının, doğru ve güvenilir bilgiyi muhatabına en kısa yoldan ve sürede ulaştırmak olduğunun altını çizdi. Dezenformasyon ve manipülasyonun yaygınlaştığı yeni iletişim ortamının, bilgiyi güç olmaktan çıkarıp güçsüzlüğün kaynağı haline getirdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu acı gerçekle özellikle Kovid-19 salgını, orman yangınları ve 6 Şubat depremlerinde yakından yüzleştiklerini dile getirdi. Milletin iyi niyetinin bu süreçlerde açıkça istismar edildiğini belirtti. Erdoğan, “Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi ülkemiz, demokrasimiz ve toplumsal barışımız açısından bir millî güvenlik meselesi olarak görüyoruz. Çünkü günümüzde dezenformasyon; yanlış bilgi yaymanın ötesine geçmiş, toplumların birlik ve güven duygusunu zayıflatan, demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüşmüştür” ifadelerini kullandı.