Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, evcil hayvanların çocukların ruhsal ve sosyal gelişimine olan olumlu etkilerine dikkat çekti. Aydın, çocukların evcil hayvanlarla kurduğu bağın, onların dünyasına koşulsuz bir sevgi ve yargısız bir dostluk getirdiğini vurguladı.

Klinik Psikolog Aydın'a göre, evcil hayvanla büyümek sadece eğlenceli bir deneyim değil, aynı zamanda güçlü bir duygusal bağ kurma fırsatı sunuyor. Özellikle okul öncesi dönemde bu ilişkinin, çocuğun güvenli bağlanma duygusunu pekiştirdiğini belirten Aydın, “Çocuk, kendisini olduğu gibi kabul eden bir canlıyla kurduğu bağ sayesinde daha yüksek bir öz saygı geliştirir. Amerikan Psikoloji Derneği (APA) tarafından yayımlanan bir çalışma, evcil hayvan sahibi çocukların, diğer akranlarına kıyasla daha yüksek benlik saygısı ve daha düşük yalnızlık seviyeleri bildirdiğini göstermiştir. Bu bağ, çocuğun zihninde ‘Ben sevilmeye değerim ve sevebilirim’ temel inancını yeşertir; bu da tıpkı bir ağacın kökleri gibi, ileriki yaşlarda kuracağı tüm sağlıklı ilişkilerin temelini oluşturur” dedi.

Sorumluluk Bilinci ve Sosyal Gelişim

Evcil hayvan bakımına katılımın çocuklara sorumluluk kazandırdığını dile getiren Cumali Aydın, “Kafesteki kuşun suyunu tazelemek ya da köpeğin su kabını doldurmak gibi basit görevler, çocuğa erken yaşta ‘Benim eylemlerimin başka bir canlının hayatında bir karşılığı var’ fikrini aşılar ve bu, sorumluluk bilincinin özüdür. Ancak burada altın kural, sorumluluğun çocuğun bilişsel ve motor gelişimine uygun olmasıdır. Bir araştırma, özellikle 3-6 yaş aralığından itibaren, evcil hayvan bakımına aktif olarak katılan çocukların sosyal sorumluluk alma ve başkalarının ihtiyaçlarını fark etme konusunda daha duyarlı olduklarını ortaya koymuştur. Yeter ki bu görevler, ceza gibi değil, keyifli bir oyunun parçası gibi sunulsun” ifadelerini kullandı.

Aydın, yalnızlık yaşayan veya içe kapanık çocuklar için evcil hayvanların “sessiz bir sosyal köprü” işlevi gördüğünü belirtti. Evcil hayvanların, çocuğun akranları tarafından bir sosyal mıknatıs gibi algılanmasını sağladığını ve sosyal etkileşimi teşvik ettiğini ekledi. Ayrıca, evcil hayvanlarla kurulan fiziksel temasın çocukların öfke ve üzüntü gibi duygusal fırtınalarla başa çıkmalarına yardımcı olduğunu, kalp atışlarını yavaşlatarak stres hormonu kortizol seviyesini düşürdüğünü vurguladı.

Otizmli Çocuklarda Farklı Bir İletişim Kanalı

Hayvan destekli etkileşimlerin özel gereksinimli çocuklar ve otizm spektrum bozukluğu olan bireyler için de önemli uygulamalar arasında yer aldığını belirten Aydın, “Bir köpeğin beden dili, insanlarınki kadar karmaşık ve soyut değildir; daha nettir ve bu öngörülebilirlik, otizmli bir çocuk için devasa bir güven duygusu yaratır. Yapılan araştırmalar, otizmli çocukların özel olarak eğitilmiş hizmet köpekleriyle birlikteyken kortizol seviyelerinin düştüğünü ve sosyal etkileşim davranışlarında anlamlı bir artış olduğunu kanıtlamıştır” dedi.

Ancak Cumali Aydın, her çocuğun ve her ailenin evcil hayvan sahibi olmaya hazır olmadığını vurgulayarak, ailelerin bu kararı verirken kendi motivasyonlarını ve hayvanın ömür boyu sorumluluğunu üstlenmeye hazır olup olmadıklarını dürüstçe değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Aydın, evcil hayvanın bir ders materyali değil, ailenin yeni bir ferdi olduğunu hatırlattı.