Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Demiroğlu, diz protezi ameliyatına ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Diz artroplastisi veya total diz protezi olarak bilinen bu cerrahi müdahalenin, ortopedi alanında sıkça uygulanan işlemlerden biri olduğunu belirten Demiroğlu, “İleri düzeyde kireçlenme (osteoartrit) görülen hastalarda, temel amaç ağrıyı gidermek ve yaşam kalitesini artırmaktır.” şeklinde konuştu.

Ameliyat kararı alınırken hastanın ağrı durumu en önemli kriter olarak öne çıkıyor. Prof. Dr. Demiroğlu, tıbbi gereklilik, yaşam kalitesi üzerindeki etki ve kişisel hedefler gibi üç temel unsurun değerlendirildiğini ifade etti. Özellikle hareketle ortaya çıkan mekanik ağrılar ve gece yaşanan ağrıların dikkatle incelendiğini belirten Demiroğlu, merdiven çıkma, oturup kalkma ve yürüme gibi günlük aktivitelerdeki kısıtlılıkların detaylı bir şekilde değerlendirildiğini aktardı. Cerrahiye başvurmadan önce bacak güçlendirme egzersizleri, fizik tedavi ve eklem içi enjeksiyonlar gibi ameliyat dışı yöntemlerin denenmiş ve yetersiz kalmış olması beklenir. Şiddetli ağrının devam etmesi ve radyolojik incelemelerde ileri derecede osteoartrit tespit edilmesi, diz protezi ihtiyacının güçlü göstergeleridir.

Başarı Oranı Yüksek, Riskleri Azaltmak Mümkün

Diz protezi ameliyatının günümüzde oldukça başarılı sonuçlar verdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Demiroğlu, “Cerrahi tekniklerdeki ve implant tasarımlarındaki gelişmeler sayesinde hastaların yaklaşık yüzde 90-95’inde olumlu sonuçlar elde edilmektedir.” dedi. Ancak her büyük cerrahi işlemde olduğu gibi diz protezinin de bazı riskleri bulunduğunu dile getiren Demiroğlu, bu riskler arasında yüzde 3-5 oranında enfeksiyon, ameliyat sonrası venöz tıkanıklıklar, akciğer embolisi ve ilerleyen dönemde protez çevresinde oluşabilecek kırıkların yer aldığını belirtti. Bu riskleri minimize etmek için bazı önlemler alınması gerektiğini vurgulayan Demiroğlu, “Diz protezi acil bir operasyon değildir. Bu nedenle hastanın ameliyat öncesinde mümkün olan en iyi genel sağlık durumuna getirilmesi hedeflenir. Bu süreçte obezite varsa kilo verilmesi, beslenmenin düzenlenerek albümin düzeyinin yükseltilmesi, kan değerlerindeki eksikliklerin giderilmesi, diyabetin kontrol altına alınması ve kuadriseps kasını güçlendirici egzersizlerin uygulanması ameliyat risklerini önemli ölçüde azaltır.” ifadelerini kullandı.

Teknolojik Gelişmeler ve İyileşme Süreci

Prof. Dr. Murat Demiroğlu, her iki dizde de kireçlenme olsa dahi, iki dizin aynı anda ameliyat edilmesinin her zaman tercih edilmediğini belirtti. Yapılan araştırmaların, tek dizinden ameliyat olan hastaların yaklaşık yüzde 30’unun beş yıl içinde diğer dizinden de operasyon geçirdiğini gösterdiğini ancak her hastada kireçlenmenin aynı şiddette gelişmeyebileceğini ekledi. Cerrahi teknikler ve implant teknolojisindeki ilerlemeler sayesinde diz protezlerinin ortalama ömrünün 15 yıla ulaştığını söyleyen Demiroğlu, “Günümüzde 15 yıllık sağkalım standart kabul edilmektedir. Ancak revizyon protezlerinde bu süre daha kısa olabilir.” diye ekledi. Diz protezinin titanyum veya titanyum-kobalt alaşımından oluşan femur ve tibia parçaları ile bu iki metal arasında yer alan yüksek yoğunluklu polietilen olmak üzere üç ana bölümden oluştuğunu, gerekli durumlarda patellada da polietilen materyal kullanılabileceğini ifade etti. Ameliyat öncesi hazırlığın, beslenme durumunun iyileştirilmesi, kilo kontrolü, diyabetin denetlenmesi, düşük hemoglobin ve hematokrit değerlerinin düzeltilmesi, kuadriseps kasının güçlendirilmesi gibi adımlarla iyileşme sürecini de olumlu etkilediğini vurguladı. Ameliyatın spinal veya genel anestezi altında, hastanın durumuna göre ortalama bir saat sürdüğünü ve traneksamik asit kullanımıyla kanamanın önemli ölçüde azaltıldığını belirtti. Ameliyat sonrası ilk gün hafif ağrıların güçlü ağrı kesiciler ve destekleyici yöntemlerle kontrol altına alındığını, hastaların genellikle 3-4 saat sonra beslenmeye başladığını ve en kısa sürede mobilize edildiğini dile getirdi. Genel anestezi uygulanan hastaların güvenlik ve ağrı kontrolü için bir gece hastanede kalmasının önerildiğini, sorun yaşamayan hastaların ertesi gün taburcu olabileceğini, ağrısı devam edenlerin ise bir gün daha kalabileceğini aktardı. Taburculuk sonrası düzenli poliklinik kontrolleriyle yara bakımı yapıldığını, ilk iki hafta diz hareket açıklığının değerlendirildiğini ve yeterli açıklık sağlanamazsa fizik tedavi programına başlandığını sözlerine ekledi. Diz protezi ameliyatı ve sonrası hakkında detaylı bilgi için ortopedi ve travmatoloji uzmanına başvurulması tavsiye edilmektedir.