Üsküdar Üniversitesi Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, halk arasında halitozis olarak da bilinen ağız kokusu sorununa dikkat çekerek, bu durumun sadece kişisel bir rahatsızlık olmadığını, sosyal ilişkileri ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen yaygın bir problem olduğunu vurguladı. Dr. Bahar’a göre, pek çok kişi bu sorunu geçici çözümlerle gizlemeye çalışsa da, kalıcı bir iyileşme için temel nedenin belirlenmesi ve tedavi edilmesi büyük önem taşıyor. Ağız kokusunun en yaygın kaynağının ağız içi olduğunu belirten Bahar, özellikle dil yüzeyinde biriken bakterilerin ve diş eti hastalıkları, diş taşları ile çürüklerin başlıca nedenler arasında yer aldığını ifade etti. Diyabet veya mide-bağırsak rahatsızlıkları gibi sistemik bir hastalığın bulunmadığı durumlarda, ağız kokusunun büyük ölçüde ağız sağlığıyla ilişkili olduğuna dikkat çekti.

Geçici Ferahlık Yeterli Değil

Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, ağız kokusu şikayeti olan kişilerin sıklıkla sakız, naneli ürünler, ağız spreyleri veya gargaralar gibi geçici çözümlere başvurduğunu belirtti. Ancak bu tür yöntemlerin yalnızca kokuyu kısa süreliğine maskelediğini, kokunun asıl kaynağını ortadan kaldırmadığını vurguladı. Bahar, diş eti iltihabı, diş taşı birikimi veya dil üzerindeki bakteriler temizlenmedikçe sorunun devam edeceğini, dolayısıyla geçici ferahlık hissinin kalıcı bir çözüm anlamına gelmediğini ifade etti. Ayrıca, kişilerin kendi ağız kokularını fark etmekte zorlanabildiğini, bu nedenle en doğru değerlendirmenin bir diş hekimi tarafından yapılması gerektiğini ekledi. Sabahları uyanıldığında hissedilen ağız kokusunun ise genellikle fizyolojik bir durum olduğunu, gece boyunca tükürük akışının yavaşlamasıyla bakteri çoğalmasının normal olduğunu ve gün içinde su tüketimi ile düzenli ağız bakımıyla kontrol altına alınabileceğini aktardı.

Doğru Bakım ve Uzman Desteği

Ağız kokusunu önlemede düzenli ve doğru ağız bakımının kritik rol oynadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, sadece diş fırçalamanın yeterli olmadığını vurguladı. Günlük ağız bakımında sıkça yapılan hatalar arasında diş aralarının ihmal edilmesi, dil temizliğinin yapılmaması, diş ipi kullanımının düzensizliği ve yetersiz su tüketiminin yer aldığını söyledi. Özellikle dil temizliğinin önemine değinen Bahar, dil yüzeyinin bakterilerin en çok biriktiği alanlardan biri olduğunu ve dil temizliğinin ağız kokusunu önlemede hayati bir rol oynadığını ifade etti. Ayrıca, diş ipinin diş aralarındaki kalıntıları temizleyerek ağız sağlığına katkı sağladığını ekledi. Tükürüğün ağzın doğal savunma mekanizması olduğunu ve akışının azalmasının ağız kokusunu artırabileceğini belirten Bahar, yaş ilerledikçe veya menopoz döneminde tükürük yapısındaki değişikliklerin bu durumu tetikleyebileceğine dikkat çekti. Diş eti kanaması, şişlik, sürekli kötü tat, ağız kuruluğu, geçmeyen boğaz veya sinüs problemleri gibi belirtilerle birlikte görülen ağız kokusunda ise mutlaka uzman değerlendirmesinin önemli olduğunu vurguladı. Bahar, kalıcı ağız kokusunda çözümün kokuyu bastırmak değil, kaynağını ortadan kaldırmak olduğunu belirterek, diş hekimi muayenesi ile çürükler, diş taşı birikimi ve diş eti hastalıklarının tedavi edilmesi gerektiğini, gerektiğinde farklı branşlarla iş birliği yapılabileceğini söyledi. Son olarak, ağız kokusunun çoğu zaman tedavi edilebilir bir sorun olduğunu hatırlatarak, “Ağız kokusu bir kader değil. Geçici çözümlerle saklamak yerine nedenini araştırmak, sağlıklı ve kalıcı çözümün ilk adımıdır” sözleriyle konuşmasını tamamladı.