Mastercard tarafından yayımlanan “Güveni Kodlamak: Yapay Zekâ Tabanlı Dünyada Niyet, Rıza ve Kontrol Yarışı” başlıklı Signals raporu, yapay zeka asistanlarının tüketiciler ve işletmeler adına sadece bilgi toplamak ve tavsiye sunmakla kalmayıp, kararlar alıp işlemleri doğrudan gerçekleştireceği yeni bir ticaret evresini mercek altına alıyor. Rapora göre, yapay zeka destekli ticaretin büyümesinin önündeki en büyük engel artık teknik yetenekler değil; kullanıcıların karar alma ve ödeme yetkilerini bu sistemlere ne kadar güvenerek devredeceği. Bu sebeple, yapay zeka asistanlı ticaretin genişlemesi, asistanların kimliğinin doğrulanabildiği, kullanıcı niyetinin net bir şekilde kayıt altına alındığı, verilen yetkinin sınırlanabildiği ve istendiğinde geri alınabildiği bir güven altyapısının varlığına bağlı olacak.
Tüketiciler Destekleyiciye Açık, Tam Özerkliğe Temkinli Yaklaşıyor
Tüketicilerin yapay zekanın kendi tercihleri ve bütçeleri doğrultusunda ürün seçmesine, ancak ödemenin kendileri tarafından onaylanması koşuluyla izin verebileceğini belirtenlerin oranı yüzde 32'ye ulaşıyor. Fakat, önceden belirlenmiş kurallar dahi olsa, satın alma işlemini tamamen otonom bir şekilde yapay zekaya bırakmaya istekli olanların oranı sadece yüzde 9'da kalıyor. Bu durum, tüketicilerin yapay zekayı bir yardımcı olarak kabul etmeye daha yatkın olduğunu, tam bağımsız işlem yapma yetkisine ise daha temkinli yaklaştığını gösteriyor.
Yapay zeka asistanlı ticaretin henüz başlangıç aşamasında olmasına rağmen büyük bir ekonomik potansiyel barındırdığı belirtiliyor. Rapor, yapay zeka asistanları aracılığıyla gerçekleşen küresel tüketici harcamalarının 2030 yılına kadar 3 ila 5 trilyon dolara ulaşmasını beklerken, işletmeler arası işlemlerde bu rakamın üç katına kadar çıkabileceğini öngörüyor. Günümüzde ise yapay zeka asistanları üzerinden yapılan işlemler, küresel e-ticaret hacminin sadece yüzde 0,4'ünü ve işlem değerinin yüzde 0,2'sini temsil ediyor. Rapora göre, bu pazar potansiyeli ile mevcut kullanım arasındaki büyük fark; güven, kimlik doğrulama, yetkilendirme, işyeri kabulü ve işlem güvenliği gibi alanlarda güçlü altyapıların kurulmasının gerekliliğini ortaya koyuyor.
Güven, Ödeme Anından Önce Oluşmalı
Bu dönüşüm, kullanıcı niyeti ile ödeme gerçekleştirme süreci arasına yeni bir “güven katmanı” eklenmesini zorunlu kılıyor. Bu katman, para transfer edilmeden önce işlemi kimin yaptığını, kullanıcının hangi eylemlere izin verdiğini ve harcama limiti, zaman aralığı, ürün kategorisi veya üye işyeri gibi hangi kısıtlamaların geçerli olduğunu doğrulayabilmeli. Yapay zeka asistanının faaliyetlerinin kayıt altında tutulması, olası anlaşmazlıklarda şeffaf ve denetlenebilir bir işlem geçmişi sunuyor. Teknoloji platformlarının da yapay zeka asistanının kimliğini ve kullanıcı onayını doğrulayabilmesi, tüketicilere verilen yetkileri değiştirme veya durdurma imkanı sunması büyük önem taşıyor. Sorumluluk, itiraz ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik ekosistemdeki tüm tarafların ortak ve anlaşılır kurallar geliştirmesi, yapay zeka asistanlı ticarete duyulan güvenin temel koşulları arasında yer alıyor.
Mastercard, yapay zeka asistanlı ticaretin ihtiyaçlarına yönelik olarak kimlik doğrulama, siber güvenlik, tokenizasyon, ödeme güvenliği ve küresel ağ yetkinliklerini adapte ediyor. Mastercard Agent Pay, yapay zeka asistanlarına özel tokenlar, Doğrulanabilir Niyet ve asistan kimliği çözümleri gibi geliştirmelerle, kullanıcı tarafından verilen yetkinin tanımlanmasını, doğrulanmasını ve işlem boyunca uygulanmasını sağlamayı hedefliyor. Mastercard Yapay Zekâ ve Veri Başkanı Greg Ulrich, “Yapay zeka asistanlı ticaret, ancak ödemeler, güven ve güvenlik, ve yapay zeka destekli hizmetler bir arada büyüdüğünde başarılı olabilir” dedi. Rapora göre, yapay zeka asistanlı ticaretin geleceği, asistanların ne kadar bağımsız hareket edebildiğinden çok, açık yetkilendirme modellerine, güvenli altyapılara, görünür kontrol mekanizmalarına ve etkili itiraz süreçlerine bağlı olacak.




